1. Ana Sayfa
  2. Genel Kültür
  3. Neden Kendi Kendimize Teşhis Koymamalıyız?

Neden Kendi Kendimize Teşhis Koymamalıyız?

Neden Kendimize Teşhis Koymamalıyız
5

Neden Kendimize Teşhis Koymamalıyız?

Psikolojik hastalıklar, kapital düzenle birlikte evrimsel sürecin bir parçası haline gelmiştir. Tabi bu sadece bir teoridir. Bilim dünyası henüz beynin tüm yapıtaşlarını inceleyip psikolojik hastalıkların asıl sebeplerini bulamamıştır.
Temelinde yanlış düşünce alışkanlıkları yatan birçok psikolojik rahatsızlık bulunmaktadır. Birçoğunda da iyileşme sağlanabilmektedir. Fakat teşhis almış hastaların “iyileşme” kavramından beklentileri nedir?
Psikolojik olarak iyileşmek, hastalığın tam olarak ortadan kaybolması anlamına gelmeyebilir. Çoğu psikolojik hastalık çeşitli terapiler ve ilaçların birlikte kullanımı ile varlıkları hastalar tarafından hissedilemeyecek düzeyde iyileşebilmektedir. Bu iyileşmenin anlamı ise; yanlış düşünce alışkanlıklarını değiştirmektir.


Teşhisinizi Mutlaka Bir Psikolog Koysun

Günümüzde, özellikle genç insanlar tarafından “kendi kendine teşhis koyma” durumu sık yaşanmaktadır. Kavranması gereken durum ise, normalden biraz daha uzun sürmüş kötü hislerin her zaman bir hastalık olmayacağıdır.
Psikolojik hastalık belirtilerini, pek çok kişi, normal kişilik özellikleri olarak da kişiliğinde taşıyabilir. Bu belirtilerin hastalık ya da kişilik tarzı olup olmadığına uzman hekimler tarafından karar verilmelidir.
Kişilerin kendilerine teşhis koymaları durumunda, bir süre sonra sahip olduklarını sandıkları hastalığın özelliklerini göstermeye başladıkları görülebilir. Belirli inançlara bağlı olarak zihin, bilinci aldatabilir. Bu durum da zihnin bilinci aldatmasına bir örnektir.


Kendi Kendine Teşhis Koyma Hastalığı

Bu durum, toplum arasında “hastalık hastalığı” olarak bilinen, psikolojik hastalıklar arasında “sağlık anksiyetesi” adıyla yer alan, anksiyete rahatsızlığının bir türüdür. Sevdikleri tarafından ilgi görmek isteyen, yeterince sevilmediğini düşünen ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamayan insanlarda bu durum görülebilir.
En sık görüldüğü yaş grubu, 45 yaş ve üzeridir. Artık yaşlanıp çocuklarından ayrılan ebeveynler, çocuklarının onlara gösterdiği sevgiyi artık daha az hissettiklerinde, çocuklarının onlara muhtaç olmadığını fark ettiklerinde, bu duygu eksikliğinin yerini dolduracak başka bir uğraşları yoksa sürekli hasta olarak ilgi çekmeye çalışabilirler.
Aynı şekilde ergenlik döneminde yeteri kadar aile ilgisi görmediğini düşünen gençler arasında da bu durum yaygındır.


“Hastalık Hastalığı” Dalga Geçilecek Bir Durum Değildir!”

Bu çeşit anksiyeteye sahip olan kişilerin, yakınlarına açılması oldukça zorludur. Sebebi ise birçok psikolojik hastalık gibi, bu rahatsızlığın da toplum tarafından küçümsenip alay konusu olmasıdır.
Herhangi bir hastalıkla alay etmek, iyileşme sürecinin en önemli olan kabullenme aşamasını sekteye uğratır.
Sağlık anksiyetesine sahip olan veya sahip olduğunu düşündüğünüz yakınlarınız varsa, bu rahatsızlık hakkında küçümseyici konuşmalar yapmamalısınız. Bu hastalığa sahip insanların bazıları, durumlarının farkında olup yakınlarına açılamamakta olduğu gibi, durumunun farkında olmayan binlerce hasta da mevcuttur.
Bu rahatsızlığa sahip olduğunu düşündüğünüz insanlara onları anladığınızı gösterin. Bu hastalık da diğer anksiyete türleri gibi düzenli ilaç ve psikoterapi tedavisiyle iyileşebilir. Yakınlarınızı kırmadan, üzmeden tedavi olmaya teşvik etmeye çalışın. Bu durumun normal olduğunu ve herkesin başına gelebileceğini anladığınızı onlara hissettirin.

Bir önceki yazımız olan Cengiz Han Hakkında Bilmeniz Gereken 10 Şaşırtıcı Bilgi! başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Yorum Yap

Yorum Yap