Cumartesi, Eylül 26, 2020

Mutsuzluğun Kökenini Yoga İle Bulmak

Mutsuzluğun Kökenini Yoga İle Bulmak

Mutsuzluk hayatımızda son yüzyılda iyice yer etmeye başladığından, artık mutsuzluk anormal bir durum değil, normal bir durum olarak görülmeye başladı. Bu sorun tüm modern dünya insanlarının sorunudur. Mutsuzluğu çağrıştıracak tüm şeyleri kendimize çekmek gibi bir becerimiz gelişti. Mutsuzluğun kökünün nerede olduğunu bilen çok az insan var. Diğerleri ise kederi kader olarak kabullenmeye devam ediyorlar. Çünkü kaynağı nasıl arayacaklarını ve nereden başlayacaklarını bilmiyorlar. Etraflarında mutlu birini gördüklerinde, ona hemen deli etiketi yapıştırmaya hazır insanlar var. Bu kişi neden mutlu? Ters giden ne? Diye soru sormaya başlıyorlar.

Bitmeyen Arzuların Kaynağı Bencillik ve Yapay Ego
İnsanların büyük bir çoğunluğu bu dünyaya neden geldiğini, kim olduğunu, bu dünyada ne yapması gerektiğini bilmeden ve bu dünyayı ışıldatacak asıl cevherlerini keşfetmeden yaşayıp ölüyor. Karmakarışık ilişkiler, yolunda gitmeyen yarım yamalak hayatlar bu dünyadan akıp giderken koyu gölgeler bırakıp akmaya devam ediyorlar. İnsanlar ne istediğini bilmeden sadece arzuları ile ve onları beslemekle ömür tüketiyorlar. Arzuların kaynağı tamamen yapay egodur. Arzular gerçekleşmeyi isterler. İnsanın tüm yaşam sevincini ve kısıtlı zamanını da bedel olarak alırlar. Yoga, bu arzuların yapay olduğunu fark ettirir. Gerçekten farkındalık kazanan biri, arzuların tamamen yapay olduğunu, birini gerçekleştirdikten sonra daha büyüğünün sırada beklediğini ve bu zincirin sonsuza kadar sürüp gittiğini görebilir. Arzular insanı bencilliğe iter. Bencillik, sosyal bir hayat sürmek zorunda olan bireyler için büyük bir problemdir. Çünkü sosyal yaşam bireyin sadece kendini değil, başkalarını da düşünmesini zorunlu kılar.

Bencillik ve Sadakatsizlik İle ilgili Bir Fıkra

Fransa’da 60 yaşındaki yaşlı bir adamın kapısı çalan polis, adama karısının öldüğünü söyler ve onu morga götürerek kadının cesedini teşhis etmesini ister. Adam kadının yüzünü görünce ağlamaya başlar. Polis, “Her halde eşinizi çok seviyordunuz değil mi?” Diye sorar. Adam, “ Hayır onu hiç sevmezdim ve onunla her gün kavga ederdik!” der. Bunun üzerine polis, “ o zaman neden bu kadar içli içli ağlıyorsunuz?” diye sorar. Adam da şöyle der: “ Çünkü bana gösterdiğiniz bu kadın, benim eşim değil!”

Düşünsenize, morgda yatan kadın, eşi olmadığı için üzülüyor. Ne felaket bir evlilik yaşadıysa… Bencillik sadakatsizliği getirir ve uğradığı her şeyi mahveder. İster evlilik olsun ister başka bir müessese. Bencillik de yapay egodan kaynaklanır ve tüm ego insanı huzursuz etmek için çalışır. Bize mutsuzluğu getiren faktörlerin hepsi yapaydır ve negatiftir. Örneğin ego, arzular, bencillik, korkular, kişinin kendine yabancı kalması ve ölüm korkusu insanı mutsuz eder. Bunların kaynağı yapaydır, sonradan oluşturulmuştur. Yeni doğan bir bebekte ya da 3 yaşındaki bir çocukta bunların hiç birisi yoktur. Zaman, bunları beynimize yavaş yavaş işler. Biz de izin veririz. Çünkü etrafımızdaki insanların da beyinlerinde aynı işlemeler vardır ve bu insanlarla yaşamak zorundayızdır. Mutsuzluk, bayrak yarışı gibi elden ele taşınarak gider. Yoga bu gidişata “Dur!” der. Bütün bu sorunların kaynağını işaret ederek, kişinin tüm yaşamına ve olup bitene daha geniş bir pencereden bakma şansını verir.

Ben Kendimle Barışığım
Bu sözcüğü son yıllarda çok duyarsınız. Bu sözü hem söyleyen hem de söyleten kişiler, farkındalık hakkında en ufak bilgisi olmayan kişilerdir. İnsanı iyileştireyim derken zehirlerler. Bir kişi nasıl ben kendimle barışığım, ben kendimi seviyorum diyebilir? Bir bedende kaç kişi yaşar? Psikiyatride buna birden çok kişilik, bölünme, şizofreni denir. Eğer kişi, ben kendimle barışığım diyorsa, bedeninde başka biri daha var demektir. Bu kadar tehlikeli bir varsayım, kişiyi deliliğe götürür. Yoga der ki öz, tektir ve o özün kaynağı her bireyin içinde saklı olup aynı kapıya çıkar. Herkes, içe doğru yönelerek aslında bir bütünün parçaları olduğunu bir anda idrak edebilir. Herkes ayrı ayrı içsel yolculuğa çıktığında, aslında birliğe doğru gidiyor demektir. Bireyler içi hava dolu sabun köpüklerine benzerler. Dış zar, kişiyi diğer köpüklerden soyutlar gibi görünse de aslında beden öldüğünde, ya da dış zar patladığında herkes aynı havaya karışır. Yoga veya meditasyon ile bu farkındalığı kazanan insanlar, tüm yapay duygulardan iyice soyutlanır, rahat bir nefes alırlar. Sonra da bunca yıl biriktirdikleri yüklerini bir kenara atarlar. Aradıkları şey aslında “mutlak huzurdu”, en başından beri bunu dillendiremediler ve onlara küçük küçük mutluluk rüşvetlerini veren arzuların peşinden koştular. Arzular, gerçekleştiğinde mutlulukları kısa sürdü ve daha büyük hedefler koydular. Ölünceye kadar bu koşuşturma devam etti. İnsanlar bu yüzden “mutlak huzuru” bulamadılar. Hayat onlar için acımasız bir mücadeleden ibaret oldu. Yorucu ve bir an önce bitirilmesi özlenen bir maraton…

Hayatın Bilgeliği ve Oluruna Bırakmak
İnsan kendini dünyanın efendisi olarak gördükçe, bu yanlış anlamanın verdiği acılar asla bitmeyecek. İnsan hiçbir şeyin efendisi değildir. Nefes alıp verme mekanizmasının kontrolü bile insanın eline verilmemiştir. İç organların hiçbir faaliyeti, insan tasarrufuna bırakılmamıştır. Uzayda bir kum tanesi kadar değersiz olan dünyanın, küçücük bir noktasında yaşayan insan, ne kadar büyük olabilir ki? Mutsuzluğu getiren şeylerden biri de, insanın gücünün yetmediği işleri yönetmeye kalkışmasıdır ki bu da insanın kendi sınırlarını kabul edememesinden yani yine yapay egosundan ileri geliyor. Oysa hayat milyonlarca yıldır belli bir düzen içinde sürüp gidiyor. Dünyadaki kadın –erkek sayısı bile önceden planlanmış ve her erkeğe bir kadın düşecek şekilde dengelenmiş. Ya da her kadına bir erkek. Hayat son derece bilgedir ve bu bilgelik bize yaşama imkanı verir. O yüzden “King Of World” olma hayallerini bir tarafa bırakarak hayatın bilgeliğine, düzenine ve doğallığına güvenip yaşamak, bu dünyada hepimizin gerçekten geçici olduğunu idrak etmek gibi bir sorumluluğumuz var. Biz bu dünyada geçici süreliğine misafir olarak geldik ve kalıcı değiliz. Bu farkındalığı bir kez kazanırsak; zaten mutluluk kendi kendine, çoşkun bir sel gibi içimizden akıp gelecektir. Biz, mutsuz olmak için özel bir gayret göstererek bu kaynağın üstünü sımsıkı kapatıyoruz. Hayatın bilgeliğine güvenerek kapakları açalım ve neler olup bittiğini kendi gözlerimizle görelim.

Önerilen Yazılar

En İyi 10 Aktör

En iyi 10 aktör kimlerdir? Film denilince aklımıza senaryo ya da konusu gelse de bir filmi yaşatan veya izleten oyuncu kalitesidir. Başarılı oyunculuklar ile...

Dünyanın En İyi Havalimanları

Dünyanın en iyi hava limanları global anlamda hizmet veren havalimanlarını kapsamaktadır. Günümüzde pek çok kişinin tercihi haline gelen havacılık sektörü aynı zamanda havalimanları ile...

İngilizce Öğretmenliği Bölümünü Seçecek Öğrencilere Tavsiyeler

İngilizce öğretmenliğini seçmeyi düşünüyorsunuz lakin hangi özelliklere sahip olmanız gerektiği hakkında bir fikriniz yok mu? O halde ingilizce öğretmenliği bölümünü okuyan ve...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Stay Connected

20,735BeğenenlerBeğen
2,376TakipçilerTakip Et
0AboneAbone Ol

Son Yazılar

En İyi 10 Aktör

En iyi 10 aktör kimlerdir? Film denilince aklımıza senaryo ya da konusu gelse de bir filmi yaşatan veya izleten oyuncu kalitesidir. Başarılı oyunculuklar ile...

Dünyanın En İyi Havalimanları

Dünyanın en iyi hava limanları global anlamda hizmet veren havalimanlarını kapsamaktadır. Günümüzde pek çok kişinin tercihi haline gelen havacılık sektörü aynı zamanda havalimanları ile...

İngilizce Öğretmenliği Bölümünü Seçecek Öğrencilere Tavsiyeler

İngilizce öğretmenliğini seçmeyi düşünüyorsunuz lakin hangi özelliklere sahip olmanız gerektiği hakkında bir fikriniz yok mu? O halde ingilizce öğretmenliği bölümünü okuyan ve...

Yazılım Mühendisliği Bölümünü Seçecek Öğrencilere Tavsiyeler

Yazılım mühendisliği bölümünü seçecek öğrencilere tavsiyeler ancak her bir öğrencinin kendini geliştirme yeteneği yüksek ise tercih etmesi gerektiği görüşü üzerinde toplanır. Çünkü...

Okullarda Rehberlik Hizmetleri

Rehberlik hizmeti, bireylerin kendilerini tanımalarına ve anlamalarına yardımcı olan, aynı zamanda yaratıcılıklarını geliştiren; çocukların kendilerini kolayca ifade edebilmelerine; öz denetim oluşturmalarına ve...